{"id":123,"date":"2016-02-29T15:33:19","date_gmt":"2016-02-29T13:33:19","guid":{"rendered":"http:\/\/www.candanturhan.com\/?p=123"},"modified":"2016-02-29T15:33:19","modified_gmt":"2016-02-29T13:33:19","slug":"to-be-or-not-to-be-parisienne","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/2016\/02\/29\/to-be-or-not-to-be-parisienne\/","title":{"rendered":"To be or not to be&#8230; Parisienne"},"content":{"rendered":"<blockquote><p><strong>Son derece snob bir yaz\u0131 okumak \u00fczeresiniz; can\u0131m memleketim, biricik halk\u0131m, \u0130bo&#8217;nun, Erman Toro\u011flu&#8217;nun, Hadise&#8217;nin g\u00f6z\u00fcn\u00fcn ya\u011f\u0131n\u0131 yiyeyim diyorsan\u0131z tavsiyem okumaman\u0131z&#8230; Ya da okuduktan sonra bana k\u00fcfrederken <i>silvuple<\/i>, zarif kelimeler se\u00e7meniz.\u00a0<\/strong><\/p><\/blockquote>\n<p>Ayn\u0131 zamanda hem snob, hem umutsuz, hem kendini b\u00fcy\u00fckseyen, hem \u00fczg\u00fcn bir yaz\u0131. Daha do\u011frusu \u00f6yle bir kalem. D\u00fcnyan\u0131n herhalde en se\u00e7kin, tamamen elegan ve sofistike unsurlardan olu\u015fan \u015fehri Paris&#8217;ten kasaba pazar\u0131na, yolsuzluk operasyonlar\u0131na, eski mahkum ba\u015fkan adaylar\u0131na, \u00f6ld\u00fcr\u00fclen eski kar\u0131lara d\u00f6nen, ya da d\u00f6nemeyen, Araf&#8217;ta kalan birine ait.<\/p>\n<p>Her \u015fey kitap\u00e7\u0131lardan ba\u015flad\u0131 asl\u0131nda. Sonra patiserilerde devam etti, sokaklarda ve restoranlarda, otob\u00fcslerde ve metrolarda. Ayr\u0131ca ufak sokaklar\u0131n sevimli d\u00fckkanlar\u0131nda, her k\u00f6\u015fe ba\u015f\u0131ndaki antikac\u0131larda, \u00fczerinde tarih\u00e7esi yaz\u0131l\u0131 y\u00fczlerce y\u0131ll\u0131k bir s\u00fcr\u00fc ta\u015f binada. Her \u015fey, bana olmad\u0131\u011f\u0131m her \u015feyi hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131nda. Kafama vura vura.<\/p>\n<p>Paris&#8217;i, bir kez daha \u00e7ok sevmek \u00fczere \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131m yola. G\u00fczeldi, keyifliydi, leziz pastalar\u0131 ve etkileyici an\u0131tlar\u0131 ve y\u00fcr\u00fcmesi g\u00fczel sokaklar\u0131 vard\u0131. Ama esas g\u00fczel olan\u0131, insanlar\u0131yd\u0131. \u00c7ok \u00e7ok seneler \u00f6nce, Frans\u0131z-Alman arkada\u015f\u0131m\u0131n s\u00f6yledi\u011fi gibi, &#8220;Ortalama Frans\u0131z insan\u0131 bir entellekt\u00fcel&#8221; idi. \u0130nsanlar\u0131 entellekt\u00fcel olman\u0131n yan\u0131 s\u0131ra -ya da belki onun \u00f6nc\u00fcl\u00fc olarak- zeki, e\u011fitimli, ki\u015filikli, kendinden emin, yarat\u0131c\u0131, \u00e7al\u0131\u015fkan, gururlu idi. Bir insan olarak kendileriyle, bir ulus olarak Frans\u0131zl\u0131klar\u0131yla gurur duyuyordu. \u0130\u00e7i bo\u015f, anlams\u0131z ve sonu\u00e7suz bir gurur de\u011fil, tarihlerini korumaya, \u00fcretken olmaya, yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131 desteklemeye, sayg\u0131 ve zerafetle ya\u015famaya y\u00f6nlendiren bir gurur.<\/p>\n<p>Hepsi bir yana, ya da yine belki bunlar\u0131n sonucu olarak, ortalama Frans\u0131z insan\u0131 mutlu. Kendileriyle, hayatlar\u0131yla, evleri, k\u00f6pekleri, i\u015fleri, e\u015fleri, \u00e7ocuklar\u0131, gazeteleri, lokantalar\u0131, marketleri, kazand\u0131klar\u0131 para, kom\u015fular\u0131, sa\u011fl\u0131klar\u0131, h\u00fck\u00fcmetleri, vb vb vb ile mutlu bu insanlar. \u015eikayet etme, s\u0131zlanma, kabahat atma, kurban\u0131 oynama ve benzeri refleksleri yok. \u00dcst\u00fcm \u00e7amur mu oldu? Yanl\u0131\u015f yere basm\u0131\u015f\u0131md\u0131r. Az m\u0131 para kazan\u0131yorum? K\u00f6t\u00fc \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorum demek. \u00c7ocu\u011fum rezil durumda m\u0131? Bir yerde hatam olmal\u0131&#8230; Ama zaten bu az rastlanan bir durum. Daha \u00e7ok rastlanan\u0131, biri bebek biri ufak iki \u00e7ocu\u011fuyla gezen baba, ba\u011fr\u0131n\u0131p \u00e7a\u011fr\u0131nmas\u0131na gerek olmadan yeni y\u00fcr\u00fcyen \u00e7ocu\u011fuyla Musee de l&#8217;Orangerie&#8217;yi gezen aile, hesab\u0131 kap\u0131\u015fma kavgas\u0131 yapmadan kahve i\u00e7en arkada\u015flar, eziklik hissetmeden i\u015fini yapan temizlik\u00e7i ya da gazete ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131 ya da marangoz&#8230;<\/p>\n<p>Durun, az durun, \u015fimdi toparlayaca\u011f\u0131m ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m d\u00fc\u015fk\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131 \/ umutsuzluk \/ k\u00fcsk\u00fcnl\u00fck \/ b\u0131kk\u0131nl\u0131k halini. \u015e\u00f6yle ba\u015ftan alay\u0131m, &#8220;Paris seyahatin nas\u0131l ge\u00e7ti?&#8221; sorusunun cevab\u0131n\u0131 vermek \u00fczere d\u00f6k\u00fclen kelimelerimi: Paris harika tabii, g\u00fczel ve temiz ve \u015f\u0131k ve zarif ve kaliteli ve elegan ve sofistike ve zeki bir \u015fehir ve \u00f6yle insanlar. Eh tabii netice olarak birka\u00e7 g\u00fcn\u00fcn sonunda insan\u0131n sinirini bozmaya ba\u015fl\u0131yor: Benim \u015fehrim, benim \u00fclkem, benim gazetecim, benim sanat\u00e7\u0131m, benim vatanda\u015f\u0131m b\u00f6yle de\u011fil! Ve asla b\u00f6yle olamayacak! Daha do\u011frusu, olmayacak. \u00c7\u00fcnk\u00fc istemiyor, istemeyecek. \u00c7\u00fcnk\u00fc benim &#8220;k\u00fclt\u00fcr\u00fcm&#8221;, her ne ise bu benim &#8220;k\u00fclt\u00fcr\u00fcm&#8221;(!), bu de\u011ferleri de\u011ferli bulmuyor&#8230; Benim k\u00fclt\u00fcr\u00fcm\u00fcn de\u011ferleri, &#8220;Sen avams\u0131n, avam kal,&#8221; mottosu \u00e7evresinde d\u00f6n\u00fcyor&#8230;<\/p>\n<p>Paris \u015fahane, her caddede \u00fc\u00e7 be\u015f ad\u0131mda bir kitap\u00e7\u0131, her ara sokakta bir kitap\u00e7\u0131, bir antikac\u0131 ve bir de sanat d\u00fckkan\u0131 veya galerisi, hepsi de gayet g\u00fczel i\u015f yap\u0131yor. B\u00fct\u00fcn kitap\u00e7\u0131lar dolu, insanlar iti\u015f kak\u0131\u015f kitap almaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor, s\u0131ralar bekliyor, hi\u00e7bir kitap\u00e7\u0131n\u0131n vitrin kitaplar\u0131 bile ayn\u0131 de\u011fil. Sanat d\u00fckkanlar\u0131 \u00e7i\u00e7ek a\u00e7\u0131yor, \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131 da, sanat\u00e7\u0131lar\u0131 da mutlu ve gururlu, \u00e7\u00fcnk\u00fc insanlar geliyor, bedellerini \u00f6d\u00fcyor ve onlar\u0131n yarat\u0131mlar\u0131n\u0131 sat\u0131n al\u0131yor. Hem yarat\u0131mlar\u0131na de\u011fer veriyor, hem onlar\u0131n refah i\u00e7inde ya\u015famas\u0131n\u0131 temin ediyor: Onlar mutlu olmas\u0131n da kim olsun! Her yer yarat\u0131c\u0131 \u00fcr\u00fcn, tasar\u0131m, fikir, vb ile dolu, bizim burun k\u0131v\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feyler (H\u0131h! Ne olacak, bunu ben de yapar\u0131m!) sanat olarak, yarat\u0131c\u0131l\u0131k olarak ba\u015f tac\u0131 ediliyor, hi\u00e7bir d\u00fckkan birbirinin ayn\u0131 de\u011fil, benzer bile de\u011fil.<\/p>\n<p>Ya mimari? Ya sokaklardaki o sayg\u0131 dolu estetik anlay\u0131\u015f\u0131? Parisliler parlak mavi caml\u0131 g\u00f6kdelenlerden neden bihaber dersiniz? Neden ba\u015fkentin en makbul yerlerinde 3-4 katl\u0131 binalar duruyor hala, paray\u0131 bast\u0131ran ilk uyan\u0131k m\u00fcteahhite sat\u0131lmadan? Yeni yap\u0131lm\u0131\u015f bina yan\u0131ndaki 200 y\u0131ll\u0131k bina ile ayn\u0131 ta\u015ftan, benzer stilde in\u015fa edilmi\u015f. Her \u00fc\u00e7 be\u015f binadan birinin \u00fczerinde, hangi y\u0131llarda hangi ressam\u0131n, hangi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcn ya da hangi devlet insan\u0131n\u0131n orada ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 yaz\u0131yor. Cadde tabelalar\u0131nda, caddeye bir insan ad\u0131 verilmi\u015fse, o insan\u0131n kim oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f. Olaylar\u0131n oldu\u011fu noktalarda plaketler olaylar\u0131 ve ki\u015fileri an\u0131yor, onore ediyor. Tarihe \u015fehir ve insan\u0131 sahip \u00e7\u0131k\u0131yor.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar\u0131n her biri tamamen kendinden emin, ki\u015filikli, giyimlerinden se\u00e7imlerine her \u015feyde, yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fi sayg\u0131yla ve m\u00fckemmel yap\u0131yor, garson garsonluk yapmaktan gururlu, tezgahtar tezgahtarl\u0131ktan, otob\u00fcs \u015fof\u00f6r\u00fc \u015fof\u00f6rl\u00fckten. Dolay\u0131s\u0131yla selam vermeleri, yard\u0131m teklifleri, espri yapmalar\u0131 falan hep i\u00e7ten, hep ne\u015fe ve iyi niyet dolu. Kimseden, daha do\u011frusu kendilerinden ve hayatlar\u0131ndan, nefret etmiyorlar! Ya \u00e7ocuklar\u0131? Biri Monet&#8217;nin nil\u00fcferlerinin \u00f6n\u00fcnde d\u00fc\u015fe kalka y\u00fcr\u00fcmeyi \u00f6\u011freniyor, a\u011flamadan ba\u011fr\u0131\u015fmadan; bir ba\u015fkas\u0131 pusette Rodin&#8217;in bah\u00e7esinde geziyor\u2026 Onlar\u0131 yanlar\u0131nda gezdiren anne babalar\u0131 sayesinde tabii. Huzurlular \u00e7ocuklar, bebekler; sayg\u0131 dolu, sevgi dolu bir ortamdalar. Kimse kendinden tiksindi\u011fi i\u00e7in onlara ba\u011fr\u0131nm\u0131yor. Hi\u00e7bir erkek onlar\u0131n yan\u0131nda kaba kuvvetle bir di\u015fiyi ezmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131yor. Kimse kimsenin poposuna, baca\u011f\u0131na, memesine bakm\u0131yor. Kimse kimseyi k\u0131yafeti nedeniyle rahats\u0131z hissettirmiyor.<\/p>\n<p>Biz ne halt yiyoruz? Her t\u00fcrl\u00fc kaliteyi, yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131, zerafeti ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc k\u00f6t\u00fcleyerek taponlu\u011fu, s\u0131radanl\u0131\u011f\u0131, banalli\u011fi, uyduruk ve ge\u00e7ici her \u015feyi ba\u011fr\u0131m\u0131za bas\u0131yoruz. Biz buyuz diyoruz, banaliz ve madem banaliz, banal olmaktan mutluyuz. Geli\u015fmeyi, de\u011fi\u015fmeyi, evrilmeyi ve farkl\u0131 olmay\u0131 a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k bir \u015fey, \u015ferefsizlik say\u0131yor, asl\u0131nda korktu\u011fumuz her yenili\u011fin, her de\u011fi\u015fikli\u011fin, a\u015fina olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z, kaba kuvvetle, k\u00fcf\u00fcr ve a\u015fa\u011f\u0131lamayla korkutup susturup yok edemedi\u011fimiz her \u015feyin \u015feref, onur, erkeklik, g\u00fc\u00e7 gibi ilkel kavramlara ters oldu\u011funu beyan ediyoruz. Asla daha iyi olmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131yor, daha iyinin, daha g\u00fczelin, daha renklinin, daha zenginin yolunu yordam\u0131n\u0131 g\u00f6sterenin a\u011fz\u0131n\u0131 burnunu da\u011f\u0131t\u0131yor, &#8220;Bizim kimseye ihtiyac\u0131m\u0131z yok, biz bize benzeriz, biz b\u00f6yle iyiyiz!&#8221; diyoruz. \u00d6zg\u00fcrl\u00fckten, her bireyin kendini ifade etmesinden \u00f6c\u00fc gibi korkuyor, bizden en ufak bir fark\u0131 olan\u0131 yapabildi\u011fimiz her \u015fekilde ezmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yoruz. Kafay\u0131 \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rm\u0131yor, v\u00fccudu dahi \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rm\u0131yor, sonra da hi\u00e7bir hak etti\u011fimizin bize verilmedi\u011fine efkarlan\u0131p birbirimize a\u011fla\u015f\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Zaten geride ba\u015flam\u0131\u015fken, zaten 1-0 yenik ba\u015flam\u0131\u015fken ma\u00e7a, \u015fimdi &#8220;modern \u00e7a\u011fda&#8221;\u00a0 tamamen geriye do\u011fru giden bir yolu benimsemi\u015f \u00fclkemiz, kolay\u0131, basiti, s\u0131radan\u0131, bildi\u011fini, sadece bildi\u011fini se\u00e7en cahil ve yoksul insan\u0131m\u0131z, insan\u0131m\u0131z\u0131 cahil b\u0131rak\u0131p s\u00f6m\u00fcr\u00fcp manip\u00fcle etmeyi temel politika olarak benimsemi\u015f politikac\u0131lar\u0131m\u0131z ile biz nerdeyiz, Paris nerde?..<\/p>\n<p>Peki sen, ben, bu yamuklu\u011fun neresinde yer al\u0131yoruz? &#8220;Aa yok biz bu taponlu\u011fun i\u00e7inde, bu banalli\u011fe ait de\u011filiz!&#8221; deyip onlara, yani insan\u0131m\u0131za ve memleket ger\u00e7e\u011fine burun mu k\u0131v\u0131raca\u011f\u0131z? Yoksa kendimizi, b\u00fct\u00fcn formasyonumuzu, rafinasyonumuzu, sofistikasyonumuzu bir kenara b\u0131rak\u0131p memleketim ger\u00e7ekleriyle mi hemhal olaca\u011f\u0131z? Onlar\u0131n aras\u0131nda, onlardan biri gibi mi yapaca\u011f\u0131z? Hangisi do\u011fru, hangisi daha ger\u00e7ek, hangisi daha ge\u00e7erli?<\/p>\n<p>\u00c7ok ac\u0131, ger\u00e7ekten, bir insan\u0131n bunca sevdi\u011fi \u00fclkesi, \u015fehirleri, k\u00f6yleri, denizleri, insanlar\u0131, tarihi, g\u00fczellikleri, insani nitelikleri, milli hasletleri varken bunlara kendini bunca uzak, bunca yabanc\u0131, yabanc\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f hissetmesi. Hissettirilmesi. Bu \u00fclke beni t\u00fck\u00fcr\u00fcyor gibi hissediyorum. Uzaklara. \u015eimdi t\u00fck\u00fcr\u00fcyor beni, daha \u00f6nce b\u00f6yle de\u011fildi \u00e7\u00fcnk\u00fc. Tam o de\u011fi\u015fim evresini ya\u015fad\u0131m ben, ben \u00e7ocukken bu \u00fclkede caz dinleniyordu, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;yi d\u00fczg\u00fcn kullanmak \u00f6nemliydi, kitaplar \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131nda insanlar birbirine bahsediyor, konserlere gitmek, sergileri g\u00f6rmek, bir enstr\u00fcman \u00e7almak, yabanc\u0131 dil konu\u015fmak, yeni bir yer g\u00f6rmek, farkl\u0131 bir \u015fey yemek falan makbul kabul ediliyordu. Sonra&#8230; sonra b\u00f6yle oldu i\u015fte. &#8220;Ben \u00f6yle kitap falan okumam!&#8221; diye burun k\u0131v\u0131rarak meydan okuyan insanlar oldu. Olduk.<\/p>\n<p>Ben, do\u011fruya do\u011fru arkada\u015f, kendimi orada daha uygun hissediyorum. Feci bir \u015fey, ama do\u011fruya do\u011fru, oray\u0131 daha iyi anl\u0131yorum. Oradaki derin ve elegan ve sofistike unsurlar -k\u00fclt\u00fcr, sanat, insanlar, medeniyet, insanl\u0131k, kalite, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, kalk\u0131nma, sayg\u0131, vb- benim ruhuma daha \u00e7ok hitap ediyor. Mikrofon uzat\u0131larak mutlulu\u011fun s\u0131rr\u0131 soruldu\u011funda yamuk yamuk bak\u0131p, &#8220;Onu benimnen gar\u0131 bilir, sen ne anlaycan gi?!&#8221; diyen adam de\u011fil. O\u011flu g\u00f6zalt\u0131na al\u0131nm\u0131\u015fken emniyet g\u00fc\u00e7lerinin ba\u015f\u0131ndaki g\u00f6revinden istifa etmeyen adam ve onu istifa ettirmeyen adamlar de\u011fil. G\u00fcn\u00fcn\u00fcn \u00e7o\u011funu ba\u015fkalar\u0131n\u0131 s\u00fcz\u00fcp k\u0131nay\u0131p yarg\u0131lay\u0131p \u00e7amur atmakla ge\u00e7iren, sonra da elalemin ne \u015fansl\u0131 ve kendisinin ne ma\u011fdur oldu\u011funu anlatan adam de\u011fil. Evini ge\u00e7indiremedi\u011fi parayla sarho\u015f olup, eve d\u00f6n\u00fcp kar\u0131s\u0131n\u0131 d\u00f6ven adam de\u011fil. Kendisine yar olmayan ya da kendisini reddetmi\u015f kad\u0131n\u0131 bir daha g\u00fcn y\u00fcz\u00fc g\u00f6rmemeye mahkum eden i\u015fkenceci ve katil adamlar de\u011fil&#8230; Bunlar de\u011fil, benim kendimi ait hissedebilece\u011fim toplumun unsurlar\u0131. Bende mi hata \u015fimdi?<\/p>\n<p>Bu fazlaca derin konuyu, belki \u00f6mr\u00fcm\u00fcz\u00fcn kalan\u0131 boyunca irdelemeye, hatta ya\u015famaya devam edebiliriz san\u0131r\u0131m. \u015eimdilik, bu umutsuz kulunuz, bu pas-Parisienne ya da faux-Parisienne kulunuz \u015f\u00f6yle farkl\u0131 bir yakla\u015f\u0131mla toparlas\u0131n, memleketinde de\u011feri s\u0131f\u0131r\u0131n alt\u0131nda olan bu emek ve entellekt \u00fcr\u00fcn\u00fc yaz\u0131s\u0131n\u0131: &#8220;(&#8230;) Hi\u00e7 yan\u0131nda durmak istemediklerimiz asl\u0131nda toplumsal bilincimiz; hepimizin i\u00e7indekiler birikiyor, kar\u015f\u0131m\u0131za b\u00f6yle nefret edilesi bir hal olarak dikiliyor (bunu da Eckhart Tolle&#8217;den \u00f6\u011frendim); dolay\u0131s\u0131yla ne kadar az sinir olursam o kadar her \u015fey \/ herkes d\u00fczelir&#8230;&#8221; diye yazm\u0131\u015f benimle ayn\u0131 hisleri payla\u015fan E&#8230; Do\u011fru asl\u0131nda, verimli bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131d\u0131r: % 100 evet; kabul etmeden hi\u00e7bir \u015fey etkisiz hale gelmez: O halde \u015fimdi, Parisli olabilmek i\u00e7in, -yok, bu k\u0131sm\u0131 espri, Parisliler gibi olabilmek i\u00e7in do\u011frusu- haydi hep beraber: Kendi i\u00e7imdeki ilkele evet, kendi i\u00e7imdeki kurban rol\u00fc oynayan zalime evet, kendi i\u00e7imdeki uyan\u0131\u011fa, kendi i\u00e7imdeki sayg\u0131s\u0131za, kendi i\u00e7imdeki cahile, kendi i\u00e7imdeki g\u00f6rg\u00fcs\u00fcze, kendi i\u00e7imdeki ezi\u011fe ve banale ve zevksize evet! Haydi hep beraber, \u00f6nce evrime, sonra Saint Germain&#8217;e&#8230;<\/p>\n<p>(Aral\u0131k 2013)<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Son derece snob bir yaz\u0131 okumak \u00fczeresiniz; can\u0131m memleketim, biricik halk\u0131m, \u0130bo&#8217;nun, Erman Toro\u011flu&#8217;nun, Hadise&#8217;nin g\u00f6z\u00fcn\u00fcn ya\u011f\u0131n\u0131 yiyeyim diyorsan\u0131z tavsiyem okumaman\u0131z&#8230; Ya da okuduktan sonra&#8230;<\/p>\n<div class=\"more-link-wrapper\"><a class=\"more-link\" href=\"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/2016\/02\/29\/to-be-or-not-to-be-parisienne\/\">Devam\u0131 i\u00e7in&#8230;<span class=\"screen-reader-text\">To be or not to be&#8230; Parisienne<\/span><\/a><\/div>\n","protected":false},"author":2,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":[],"categories":[13],"tags":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/123"}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/2"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=123"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/123\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":124,"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/123\/revisions\/124"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=123"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=123"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.candanturhan.com\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=123"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}