İçeriğe geç

Bahçelerde maydanoz…

IMG_5735

Dışardaki bulutlardan evin içine yansıyan griliğe bakıyorum kafamı kaldırıp: Mutluyum. Az sonra yağmur yağacak, daha da mutlu olacağım.

Dün bahçede işler yaptım, topraklar kazdım, ağaç altlarından humuslu gübreli güzel yeni oluşmuş topraklar çıkarttım, el arabasıyla domates bahçesine götürdüm defalarla… Sonunda, dinlenme faslı olarak, (yogadaki warm down faslına denk düşecek şekilde) hünnap ve cennet elması ağaçlarını budadım. Birer tane olduklarından hep gözden kaçar, budanmaktan saklanırlar. Güzel güzel, dinlene dinlene budadım, sonra kupkuru ağacın üstünde kalan son cennet elmalarından birini koparıp yalana yalana yedim. Dedim, ne zamandır dağ bayır doğa yazısı yazmadım, unutur şimdi bu şehirliler, yazmak lazım…

Kış geçiverdi. Benim 5 hafta köyümde olmamam bir yana, kışın bu sene hiç kışlık yapmaması öte yana, bir mevsim böylece atlandı bitti… Kim bilir, yeterince soğuk yaşamamanın bedelini doğada ne şekilde ödeyeceğiz gelecek mevsimlerde – hangi börtü böcek deli gibi olacak, hangi hastalık daha kolay yayılacak, hangi meyve kendini gösteremeyecek, hangi çiçeğin dengesi bozulmuş olacak? Hazırlıklı olmak lazım. Komşum, oh ne güzel yağmur bol olsun yağmur iyidir, dedi… Hayır efendim, olur mu! Her şey kararında iyidir; şubatta nisanın yağmurunu alırsan, sonra nisanda tohur yağmur istediğinde ne olacak? Şu bu, denge her şeydir efendim, öyle bolu iyi darı kötü yok.

Şimdi ben bahçede yaptığım radikal değişikliklerin (yani bahçeyle yeterince ilgilenmenin!) sonuçlarını görmeyi heyecanla bekliyorum… Zeytin ve meyve ağaçlarımı layığınca budamanın, aralarını açmanın, toprağımı baklalarla tesbih ağaçlarıyla kesilen dallar yapraklarla zenginleştirmenin, ağaçlarımı kireçlemenin, en önemlisi, tüm bahçeme artık bir büyük bütün canlı organizma olarak bakmamın. Doğrular doğaları icabı hızla yayılır: Ben de bir doğru ziraatçiye denk geldim ve bunca zamandır içinde olduğum doğayı doğru bakışla görmeyi bir anda öğrendim, çok şükür!..

Çok büyüyen gürü budayalım evet, ama yabani diye her otu her çalıyı köklemeyelim. Yakılan gürün altında kalan ve kabuğu yanan kaplumbağaya üzülelim, ama onun seçim hakkına da saygı duyalım (ateşi fark edince öteki tarafa gitseydi keşke). Elektrik panosunun içinden çıkan kuş yuvası ile geçen seneden kalma yumurtasına yine de şaşıralım. Zeytinlerin kovuklarında hemen bir hayat yaratmaya kalkışan otlara. Matzu’nun nasıl bir anda tilki bulup laylaylom dağ tepe onu kovduğuna. Zeytinin dibine kendini saklayan, bir karış mesafeden evvel ayırt edilemeyen tavşan yavrusuna.

İşim bitip içeri girmek üzereyken, benim kuzgunlardan biri geçti. 12 senedir buradayım, bu kuzgunları hiçbir zaman tek görmedim. Manastır tarafından gelirler, dümdüz bir çizgi halinde kuzeyden güneye, az sonra geri dönerler. Şimdi merak ettim, endişelenmemeye çalışarak, eşine ne oldu, yoksa bu kuzgun o kuzgunlardan biri değil mi, nedir bu işin kerameti… Bir dahaki geçişte anlaşılacak herhalde.

Her yer yeşillik, ot, papatya dolu, anemonlar arada tek tük. Bahçede yürürken ezildikçe hafif kokusu gelir papatyanın, insan bir an gafil avlanıp düşünür, ne kokusuydu ayol bu diye… Bunlar mart papatyası, mayısta gelinciklerle birlikte mayıs papatyası olur. Siz gelinciği de çoğunlukla kırmızı anemondan ayırt edemezsiniz; tüyo vereyim: Gelinciğin sapı tüylüdür, anemonun değil. Anemonun moru eflatunu da vardır ama buralarda en çok kırmızısı yine.

Bundan sonra ne olacak dersiniz? Mart girecek, pek yakın, eli kulağında… Yağmurlar devam eder martta da, yakında keneler faaliyete geçer köpeklerin burunlarında, göğüslerinde. Otlar daha da coşar, biz bir yandan kirecimizi budamamızı bahçe temizliğimizi bitirmeye çalışırken öte yandan da otları biçeriz, fidan çukurlarından papatyaları yolarız fidanlar nefes alsın diye. Sulama sistemimizi bu sene takviye edecektik, onu gözden geçiririz. Yılanların tam zamanı deyip, yılan tutucuyu terasa el altına koymuştum geçen hafta zaten.

Sebze bahçemizin toprağını takviye ettik, biraz da hayvan gübresi koyar, sonra “Fideler hazır!” komutunu bekleriz. Zafer bey bize, kendisine yaptığı gibi, yerli tohumlardan çeşit çeşit zehirsiz fide hazırlayacak, sağ olsun. Bir de eksik olmasın, Meyvelitepe’nin paylaştığı çok başarılı sebze bahçesi sistemini deneyelim dedim bu sene: Sebze adaları yapacağım, içlerini birbirine iyi arkadaşlık eden fidelerle dolduracağım, yanlarına bol kadife çiçekleri ve fesleğenler…

Birkaç zeytin fidesi var delice, sağda solda çıkmış – en değerli ürünlerimizdendir delice fidesi! Onların rahatça serpilecekleri yerlere alınması için en iyi zaman bahar, her şeyin coştuğu, o yüzden bekliyoruz… Aynı zamanda yerden kök atan sevgili akkavağımın piçleri kendilerine güzel yerler bulacaklar. Belki 10 senedir aynı boyda duran iki saçma iğne yapraklıma baktım baktım önceki gün, kendi sabrıma şaştım: Hah, dedim, bunlar şimdi dipten kesiliyor, tam ortalarına bir güzel çınar dikiliyor, toprağı da bol torpillenerek. Bir de asmalar budanıp şekle girer yaz öncesi. Bütün kalıntılar, yapraklarının yerlerde çürümesine izin verildikten sonra, dallar saplar toparlanıp havalar kurumadan yakılıp yok edilir… Yeniye yer açılır, bahçede ferahlığın tadı çıkartılır.

Mayıs geldi mi heyecanla beklerim artık, budanan, sevgili, saygılı eller ve gözler değen zeytinlerim bu sene ne kadar çiçek açacak bakalım diye… Mayıs 15 sihirli tarih. O arada dutlar olmaya yüz tutmuştur zaten. Kayısılar kirazlar kendilerini çiçek veya tohur olarak göstermeye başlamıştır. Geçen sene kayısıdan marmelatlar yapmış, kirazları yemeye doyamamıştım, ne bolluk bereket… Nektarin bu sene ne yapar acaba, meyve verir mi artık? Tazelenen gürlerden böğürtlen yer miyim yaz sonunda? Bakar bakar, göreceğiz bakalım deyip bir sonraki işe devam ederim.

Sonra, işler bittiğinde, sakin evin içinde boğuk çello konçertoları çalarken ben ıtır kokulu çayımı doldururum. Ayaklarımı masanın üstüne koyar, şöyle derin bir nefes alırım. Ateş, odun, köpek, adaçayı koklarım bir yandan. Huzuru koklarım.

 

(Şubat 2018)

Kategori:Orda Bir Köy Var Uzakta