İçeriğe geç

İhtiyaçsız varlık…

Benden bir şey “talep edilmesine” veya benden bir şey “beklenmesine” gıcık oluyorum. Tahammül edemiyorum. İllet, ifrit, irite oluyorum. Bütün tırnaklarım çıkıp sırtım kamburlaşıyor, sinirim bozuluyor.

Diyen dedi ki, talep eden hep edecektir, karınca karıncalığını yapacaktır, değişmez, sen kendine bak…

Doğru dedim, kendime bakıyorum. Neden buna illet oluyorum? Olma hakkım elbette var, sonuna kadar var, ister tahammül ederim ister etmem, benim bileceğim iş, hayat benim hak benim… Ama karınca karıncalığını yaparken, ben niye sinirimi bozuyorum?

Yine dönüp dolaşıp özgürlüğüme geldik, iyi mi!

Hayatımı ben özgür kalacağım şekilde inşa ettim. Benden bir şey bekleyen veya benden bir şey talep eden (kişi / kurum / durum) ol ma ya cak. Ha, olacaksa da benim tercihimle, benim isteğimle olacak. Misal, köpeklerime benden ilgi talep ediyorlar diye veya onlara yemek vermemi bekliyorlar diye ifrit olmam. Olamam da: Orda hak onların. Onları alıp buraya koyan benim, benim seçimim, benim tercihim. Onlar da sağ olsunlar bana uyup gelmişler. Aramızdaki ilişki gereği benden talepleri ve beklentileri vardır, geçerlidir.

Onun dışında, elemanlarımla yaptığım karşılıklı iş sözleşmeleri dışında, hiç kimse ve hiçbir durum benden bir şey bekleyerek, benden bir şey talep ederek (ister para, ister zaman, ister enerji, hatta isterse bir gülümseme, bir yaklaşım, bir sözcük!) benim özgürlüğümü kısıtlama hakkına sahip değil. Nokta. 

Talep etmek derken kastettiğim, olumsuz yanıt söz konusu olmadan istemek… Yoksa “Yapabilir misin? Verebilir misin? Gelirsen sevinirim?” gibi, karşısındakine eşit ağırlıklı seçme hakkı vererek rica etmekte, hayır yanıtını da evet ile aynı şekilde karşılamakta sorun yok. Benim sinirimi sıçratan, benim adıma düşünülüp tartılıp “yapabileceğime, verebileceğime, gelebileceğime” baştan karar verilmiş olması ve benim kararım aksi yöndeyse – neeyyy?! 

Sanırım özetle, bu tür “varsayım”ları hayatıma ve özgür seçimlerime saygısızlık olarak algılıyorum. Hayatımın tüm etkenlerini ben ve sadece ben bilebilirim. Her an ne yapabileceğimi, ne verebileceğimi, nerde olabileceğimi ben ve sadece ben bilebilirim. Asla bencil veya cimri olmadığıma, bilakis maddi ve manevi tüm varlıklarımla, duygularımla, enerjimle, zamanımla son derece cömert olduğuma inanıyorum. Her an her şeyi de yapabilirim, her şeyi de verebilirim… Yeter ki benden böyle bir beklenti veya talep olmasın, ben özgürce seçebileyim.

(Didaktikse öyle olsun, vurgulamadan geçemeyeceğim: Beklenti ve talep çok, çok sevimsiz şeyler, herkes için bırakılması gereken fena alışkanlıklar. “Muhtacım, onun için talep ediyorum” zihniyeti yerine, “Ben ihtiyaçsız varlığım, muhtaç olduğum her şey bana zaten veriliyor!” inancını beslemek en güzeli…)

O halde illet olma durumumu bertaraf etmek için ne diyorum: Ben özgürlüğüme, özgür hayatıma ve özgür seçimlerime sahip çıkıyorum. Özgürlüğümü kısıtlayabilecek her şeyi, bedellerini de göze alarak, alanımdan uzaklaştırıyorum.

Bunu da buraya koyayım, konu hakkındaki kararımı Yüce Evrene beyan etmek için.

Ey özgürlük!

(Aralık 2021)

Kategori:Ordan burdan insandan...