İçeriğe geç

Yağmurdan önce, yağmurdan sonra…

Dün Bosna’ya girer girmez, içime bir hüzün çöktü. Biliyorum ne kadar banal bir kalıp olduğunu bunun, ama bundan daha doğru anlatan kelimeler bulamıyorum: hüzün ve çökmek… Ah Bosna, Bosna, Bosna içimde yankılandı. Kalbim cam kırıkları gibi batmaya başladı kararmış içime.

Mostar’a geldik. Hani meşhur Mostar Köprüsü’nün olduğu, savaşta karşı tarafın kasten yıktığı, yakın zamanda dünya mirası olarak tekrar inşa edilen. Şehirdeki binaların hepsinin üstü kurşun izleriyle dolu. Apartımanlar, evler, marketler, hepsi kurşunlarla çentiklenmiş, öyle hayatlarına devam ediyor, gündelik hayata. Birkaç bina baştan aşağı yıkılmış, bırakılmış. Yeniden yapılmış Mostar Köprüsü ile poz vermeye çalıştım, ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım gülümseyemedim. Yapamadım. Durup durup, “Bütün o acılar…” düştü aklıma, “bütün o acılar…”

Sonra güneş kaykıldı ve akşam ezanı okunmaya başladı nehrin etrafındaki birkaç camiden birden. İçim titredi, sanki kova kova acı boca ediliyor gibi nehre bütün minarelerden; gözyaşlarım beni hiç iplemeden, kendiliğinden akmaya başladı. İçimi çekmeden, gözlerim dolmadan etrafa bakamadım hasılı Mostar’da, oraya girerken ve ertesi gün çıkarken geçtiğimiz Bosna kırsalında. İnsanlara baktım birkaç, gözlerine, yüz ifadelerine. Daha önce hiç bizzat Boşnak tanımamıştım, hepsi tıpatıp acıtıcı savaş filmlerinin karakterleri gibi göründüler bana. Restorandaki garson çocuğun “Before the Rain”de oynadığına yemin edebilirim.

Miras bu kadar ağır, bu kadar derin olunca hakkında konuşmak da kaçınılmaz oluyor tabii. Ben birine Before the Rain filmini anlattım, başka biri bana Sarajevo Safari’yi anlattı… Haykırdım duyduğumda. Sniper Alley diye bir yer olması yeterince kötü diye düşünüyordum, değilmiş… Evet, Saraybosna’nın göbeğindeki, pazara, hastaneye ve huzurevine giden birkaç kilometrelik cadde Saraybosna’nın Sırplar tarafından kuşatma altında tutulduğu 3 yılın çoğunda Sniper Alley olarak bilindi, uygun bir yere konuşlanan keskin nişancılar rasgele o caddeden geçen Boşnakları vurdukları için… Kadın, erkek, yaşlı, çocuk.

Safari kısmına gelince: Sniper Alley döneminde bazı insanlar bunun ticaretini yapmışlar, insan öldürmek isteyenlerden ödeme alıyorlarmış, ellerine keskin nişancı tüfeği veriyorlarmış ve yaptıkları ödemeye göre insan vurmalarına izin veriyorlarmış. Çocuk vurmak daha pahalı, yetişkin vurmak daha hesaplı. Bunu bir söylentiden yola çıkarak araştırıp doğru olduğunu bulan Sloven gazeteci, “Sarajevo Safari” adıyla filmini yapmış.

Hadi bakalım, artık siz de benim gibisiniz, bunu bilmez olamazsınız bir daha: İnsanın içindeki kötülüğün hiç inanmak istemediğimiz boyutlarıyla karşı karşıya.

Savaş her yerde savaş, her birinde akıl almaz hunharlık ve vahşet ve katliam yaşanıyor. Bana Bosna savaşında bu kadar dokunan ne peki? 1990’ların başlarında bizim sınırlarımız dahilinde süregelen acımasız, dengesiz, karanlık iç savaş da katkıda bulunmuş olmalı, benim taze bir gazeteci olarak bütün bu içinde olduğum olaylardan fazlaca yaralanmam da. Ama en çok, bu savaşın parçası olmam, sorumlu olmam sanırım. Nasıl sorumlu olmak denirse…

Bir anda karşılarına düşman olarak dikilen komşuları, savaş sırasında hiçbir koruması olmayan köylerde, kırsalda erkekleri savaş cephesine gitmiş veya öldürülmüş evleri basıp Boşnak genç kızlara ve kadınlara tecavüz ederken, “Alın bakalım kahrolası Türkler! Bizi yüzlerce sene ezdiniz, şimdi bizim Sırp / Hırvat çocuklarımızı doğuracaksınız,” diyorlarmış çünkü. Daha da ayrıntı anlatmayayım ama aylarca süren tecavüz kamplarında Boşnaklara “Lanet olası Türkler” muamelesi yapılmış.

İşte bunlardan bunlardan… Ben de bu kadar parçasıyım Bosna acılarının. Kendimi ne kadar Osmanlı mirasının varisi hissetmesem de, Türk adının geçtiği her yerde miras bana dokunuyor, aydınlığıyla karanlığıyla… Ve şimdi, 24 saat içimdeki bu karanlığı kaçamadan yaşadıktan sonra, tek çıkış yolumun acıların esas sahiplerine seslenmek olduğunu anladım. O yüzden buradan evrene duyuruyorum: Sevgili Bosna-Hersek, sevgili Boşnaklar, yaşadıklarınız için çok çok çok üzgünüm. Kayıplarınızı onurlandırıyorum ve acınızı paylaşıyorum.

(Mayıs 2024)

Kategori:Dünya Benim İstiridyem