İçeriğe geç

Kim duyar, seslensem, melekler katından?..

çok uzaklarda olmak istiyorsun bazen. çok uzaklarda ve çok tek başına. yanına almak isteyeceğin şeyler yanında olmak istemiyor. o yüzden sen de hiçbir şey istemiyorsun yanında. hiç kimseyi. bir tekbaşınalık hissi ki ancak ilhan berk yazmıştır.

geçmişi temizlemek yetmiyor. (nedense?) bir an, her an olmak istediğin bir yer var. sonraki an, yok. nerde olacağını bilmediğin gibi nerde olduğunu dahi bilmiyorsun. ne kadar uzaklaşabileceğim, bütün mesele, diyorsun. en yakın insan sesinden, en uzak insan sesinden, kızgınlık, tahammülsüzlük, kabalık, düşkırıklığı, husumet, kırgınlık taşıyan seslerden. en yakın haksızlıktan, en yakın acımasızlıktan ne kadar uzaklaşabileceğin.

bir sincap gibi yaşamana itiraz edecek olan kurtlar, sürüler halinde yaşar. açlıkları toklukları birdir, hep birdendir. işin doğrusu hep açtırlar. hep içlerinde bir hırs, bir hınç, “ulan şu sincap kadar olamadık”, diye. kurtları da seversin. ama etrafında olduklarında iyi hissetmiyorsun.

bir sızı sana bunları yazdıran. geçmişten. mi? hem geçmişten hem uzağından bir sızı. bu kadar da hissettirir mi kendini? yok olmasını diliyorsun. yok oldu biliyordun. tuhaf, adsız, başı olmayan, sonu hiç olmayan.

geçmişin, hem de gün ışığına çıkmış, temize çekilmiş geçmişin böyle durup durup bugününü taciz etmesi dayanılmaz. ne yapılır ki? bu coğrafyanda, bu kimyanda, bu biyolojinde her şey varoluşçu anlam sorgulamalarına sürükleyecekse seni! yan arabadaki çocuk veya yan masadaki adam veya yan komşudaki koku seni dalgalandıracaksa ne yapılır ki?

ellerine bakamadım, diyorsun, nasıl da daldım, ellerine bakamadım. oysa ellerini görmek istiyordum.

hiçbir şey yetmiyor, bir kez daha anlıyorsun. ne çay, ne güneş, ne büyümek, ne zaman, ne… hiçbir şey yetmiyor. yetmeyecek.

kabullenebilmek, bütün mesele.

“sazlarım vardı, ırmaklarım vardı

çakıl taşlarım vardı benim

ama sen başkasın, anlıyor musun

başkasın…”

…diye hep uzaklara sesleneceğimizi.

(mart 2005)

Kategori:Çok eski bir gündü...