İçeriğe geç

Tosbağam niçin komşuya iltica etti?

en sevdiğim hayvanların arasında gelir. köpek, kedi, kaplumbağa. e okşanmaz, konuşulmaz, kucağa alınmaz, niye sevilir ki? valla çocukluktan beri görmenin verdiği alışkanlık mı acaba, ya da o evini vücuduyla birlikte taşıyıp her an “evinde”, güvende olmasının verdiği güzel his mi… ben kendimi bildim bileli bahçemizde bir kaplumbağa ailesi olmuştur. aile evinden kendi evime (iki ev yana!) taşındığımda ne sevinmiştim, o bahçede de olmasına. şimdi geldim bu yaban ellere, kaldım mı tosbağasız…

eve yerleşip pul koleksiyonumu dahi yerli yerine koyduktan sonra “tamam”, dedim, “evim ev oldu, tek eksiği kaldı: bir kaplumbağa…” sen misin bunu diyen, dağ taş kaplumbağa kesildi! her yerde karşıma çıkan, nerdeyse yolumu kesenlerden evin bahçesine, alt komşunun bahçesindeki nasip oldu. önce hışırtıyı duydum, ne ola ki diye bir bakınca sevinç çığlıklarıyla hemmen alt bahçeye fırladım – koşar kaçar falan, neme lazım…

ve böylece hayatımıza katıldı Tosb Ağa. hakkaten şöyle ağa gibi bir yürüyüşü vardı, peh peh! aslında buralarda ağa değil, efe gibi dememiz icap eder ama… alışacağız elbet. tabii bu havalar, Pa koca burnuyla kendisini ittirip kaktırmadığı zamanlarda! o zaman ağalık-efelik falan kalmıyor, yuvasına çekilip bekliyordu ‘tehlike’nin geçmesini. ‘tehlike’ ise kolay kolay geçmiyordu ki: Pa hareket eden her şeyin oyuncak veya oyun oynayacak arkadaş olduğunu varsayar ve kendisiyle oynamazsa da zorla oynatır! ayrıca bir köpek olarak en doğal hakkı saydığı koku alma hakkını kullanmaya çalışıyor ama bildik bir koku da gelmeyince “belki altındadır kokusu” diye ters çeviriyor hayvanı…

neyse şudur-budur, yapma etme, o da bizim canımız, evimizin önemli bir parçası, bak sen gidicisin Tosb Ağa ise bizi de gömer de ardımızdan etrafa gözkulak olur falan, yok dinletemedik. Pa’nın canından bezdirdiği hayvan bahçede saklana saklana yaşarken bir gün komşunun oğlu demez mi, “bizim bahçeye gelmiş bir kaplumbağa, aşağı bahçeye attım”, diye! oysa bahçenin her kenarı duvar, taş… anlaşılan bizimki can havliyle bir gizli tünel kazmış da kendini yan tarafa atmış.

bir de dağda karşımıza çıkan olgun, ağırbaşlı kaplumbağa var ki (Tosb Ağa ele alınca tıssslayıp kafayı kaçırıyordu, bu sakince etrafa bakmaya devam ediyor), onun akıbetini öğrenmek daha meşakkatli: aldık köydeki koca zeytinliğe koyduk burayı bekle diye ama bir daha gören allahlık. hışırdayan çalıların altına o mudur diye bakıp da devvv yılanlarla karşılaştığım sürece aramayı da pek düşünmüyorum doğrusu.

(Mayıs 2004)

Kategori:Orda Bir Köy Var Uzakta