İçeriğe geç

Kilo

Başlığı görünce çoğu okurumun yüzünde ve zihninde beliren ifadeyi tahmin edebildiğim için şu an bu satırları yazarken hınzırca gülümsüyorum: Uupps, bakalım bu “Çarşı her şeye karşı” kalem kilo konusunda kime nasıl giydirecek? Belki de pek korkmanıza gerek yoktur…

Bir türlü karar veremiyorum: Kilomla uğraşmalı mıyım, rahat mı bırakmalıyım? Nasıl bir insan olduğum, ne kadar “başarılı” ve ne kadar “beğenilir” bir insan olduğum kilomla bağlantlı mı, değil mi? İdeal kilomdan (ki o da manken ölçütleri değil elbette) farklı bir kiloda da mutlu olmalı mıyım, yoksa sürekli kilomu korumaya bir enerji harcamam mı daha doğru? ‘İdeal’ rakamı yıllar ilerledikçe ne kadar esnetirsem esneteyim, yine de!

Hepiniz atlayacaksınız şimdi, “Aa, olur mu, ne alaka, sen ne kiloda olursan ol harikasın!” Çok mersi, Ajda’nın zamanında dediği gibi, teveccühünüz, ama… Ama bu bir yalan. Siz de içinizde biliyorsunuz bunu, ben de. Hadi yüzleşelim yalanımızla. 

Karşımıza sevdiğimiz birini alalım muhayyilemizde, normal kilosunda. Sonra bir de fazlaca kilo almış olarak gözümüzün önüne getirelim. Şimdi sahici olmaya çalışalım ve her iki durumdaki hislerimize, değerlendirmemize bakalım… Mesela bu yazıya başladığım zamanlarda tartıda gördüğüm son rakam, azami idare eder kilomun 5 kilo üzerindeydi. Peki şimdi 5 kilo fazlam varken bana “Hiiçç sorun yok!” diyorsunuz, diyelim 10 kilo fazlam oldu? Peki ya 20? 

Sağlık kisvesine sığınmayalım lütfen, o da başka bir yalan. Benim gibi hareketli, aktif insanlar için 10-15 kilonun sağlık açısından anlamlı bir etkisi yok. Hadi en azından öyle varsayalım eldeki konuyla yüzleşme amacıyla.

Esasen şunu tartmaya çalışıyorum: İdeal kilosunda olmak bir insan için ne kadar önemlidir, ne kadar önemli olması gerekir? Bunu korumak için harcanması gereken enerji, yaşanması gereken sıkıntı, hele hele kaçınılmaz olan özgürlüğünden kısıtlama ne kadar elzem ve ne kadar haklıdır? Sonuçta hepimiz ataerkil toplum normlarını geçersiz saymış, kadın vücudunun metalaştırılmasına, vücudumuz üzerinde her türlü ikinci kişinin söz hakkı iddia etmesine ömür boyu karşı durmuş, kendini çok farklı bir sürü şekilde ifade eden, toplumdaki yerini cinsiyetinden ve görünüşünden ayrı tutmuş kadınlarız. Kilomuz, görünüşümüz hayatımızda ne kadar önemli olmalı?

Bunun karşı kefesine ise, genel anlamda “başarı” dediğimiz şeyi koyuyorum: Daha çok beceri, “olmak” durumu, iyi olmak ifadesi… Bu durum insanın dış görünüşüyle de ifade etmez mi kendini? Misal, süper bir politikacıya, harika bir iş kadınına, müthiş bir sanatçıya bakalım, iyi bir kiloda, özenli, bakımlı haliyle, fazla kilolu ve genel olarak görünüşünü umursamaz hali arasında bize ulaşan mesaj epey farklı değil midir? Famfatal olmaktan, genelgeçer estetik algıya hitap etme zorlamasından bahsetmiyorum ama vücuduna, kendine, durumuna hakim olma, kendini sağlık ve görünüş olarak değerlendirme, hayatta sağlam ve kendine güvenen bir duruş sergileme açısından, kendi ideal kilosunda olmak önemli değil midir?

Çünkü şekilci olmayalım pekala ama “görünüş” dediğimiz şey, esasen şekilci olmayan bir sürü etkeni de barındırıyor – insanın hayattaki duruşu gibi. 

Kilo verme vermeme ikilemimde, ilkelerin değerlendirilmesi fazını geçip bu kez de kişisel ve nesnel bir değerlendirmeye geldim: Ben neden kilo vermek ve ideal kiloma dönmek istiyordum? Bu fazlasıyla ufak, anlamsız ve içi boş bir istek miydi, benim gibi birinin böyle şeylerle ilgilenmemesi mi gerekiyordu? Çok havalı görünüp görünüşümle ilgili iltifatlar almasam ne olacaktı yani? Benim gibi özgür bir kadının, hayatını özgürce yiyip içerek ve nasıl göründüğünü umursamadan geçirmesi daha mı doğruydu?

Ve fakat ilk yanıt çok doğru yerden geldi: Nasıl göründüğümden çok, fazla kilolarımla nasıl hissettiğimdi beni asıl yiyen. Vallahi de düşünüyorum taşınıyorum, kendimi zayıf halimle aynı hissetsem kolay kolay kilo vermeye kalkışamayacağıma eminim. Ama fazla birkaç kilo beni sürekli aşağı çeken, eğilip kalkarken, yoga yaparken, her türlü yapmayı sevdiğim fiziksel aktiviteyi yaparken elimi kısıtlayan, canımı sıkan bir boyunduruktu.

Bir diğer beni deli eden şey, kıyafetlerimle aramda yaşanan uyumsuzluktu. O sıkıyor, bu olmuyor, öteki feci görünüyor, bunu kapatmak için şunu giy, vs vs… Al sana yine kısıtlama. Yeni kıyafet almayı hem tüketim karşıtlığım nedeniyle istemiyordum, hem de alsam da yine harika görünmeyecekti tabii! İçinde kendimi iyi hissettiğim, kendimi ‘kendim’ hissettiğim kıyafetler beni mutlu ediyor, ruhuma iyi geliyor.

Gelelim görünüşe… Evet arkadaşlar vardığım kararı açıklıyorum: Görünüş önemli! Ben aynaya baktığımda kendimi beğenmek istiyorum, genelgeçer bir kalıpta olmasam da. Kendimi beğenmek (ve tabii aynı zamanda beğenilmek) benim enerjimi artırıyor. O zaman daha iyi, daha üretken, daha ben oluyorum. İşte bunu demek istiyordum, görünüşün içindeki şekilci olmayan etkenlerden bahsederken: Görünüşümüzle ruhumuzun nasıl hissettiği birbirine haklı şekilde bağlı. 

Hem artık ikinci yarıda ilerlerken, insanı en kolaylıkla yaşlı gösteren şey kilo. Doğru kiloda insan daha genç görünüyor, daha genç görünen insan daha genç hissediyor. Hepsi birbirine bağlı, hepsi kendi içinde haklı! Ben kendimi genç hissetmek, böylece genç hareket etmek istiyorum.

Sonuç olarak geldiğim yer şu: İstediğim gibi olma, istediğim gibi hissetme, istediğim gibi aktivite yapma, hasılı ‘istediğim gibi yaşama’ özgürlüğünü bütün bu değerlendirmeler sonucunda istediğim gibi yeme içme özgürlüğüne tercih ediyorum! Bu karardan anlaşılabileceği gibi (ve dikkatli gözlerin yukardaki geçmiş zamanlı cümlelerden de anlamış olacağı gibi) fazla kilolarımı vermeye başladım, bir süre daha da vereceğim. Tercihimle çok, çok mutlu, çok ferahım: İyi hissetmekten, iyi görünmekten, daha rahat hareket etmekten, ne zamandır giyemediğim kıyafetlerimle buluşmaktan, bedenimi hafif hissetmekten, bundan sonra da bunu muhafaza edebileceğimi, etmek isteyeceğimi bilmekten çok memnunum. Ve kilo politikam hakkında kararımı vermiş olmaktan.

Herkes istediği kiloda, istediği görünüşte, istediği histe olsun. Yeter ki herkes kendisiyle mutlu olsun. Hedef bir kilo, bir beden, bir görüntü değil, her zaman bu, yani ‘kendisiyle mutlu olmak’ olsun.

(Aralık 2021)

Kategori:Ordan burdan insandan...