Sabahtan beri dilim bunu söylüyor: “En los montes, monte soy.”
Dağlarda ben de dağım.
Paris var işin içinde, Bünyan var, Jose Marti*’nin Cuba’sı var… Nerden bağlanabilir ki?!
Bir okumayı deneyin, Jose Marti’nin satırlarını ana dilinde. Siz de hissedeceksiniz sanki:
Yo vengo de todas partes,
Y hacia todas partes voy:
Arte soy entre las artes,
En los montes, monte soy.
(…)
Todo es hermoso y constante,
Todo es música y razón,
Y todo, como el diamante,
Antes que luz es carbón.
Her şey güzel ve mevcut / Her şey müzik ve mantık / Ve her şey, pırlanta gibi / Sadece kömür, gelmeden ışık.
Neyi hissedeceksiniz? Umudu sanırım. “Her şeye rağmen”i. Bozkırda yetişen gülleri.
Cultivo una rosa blanca,
En julio como en enero…
Haziranda olduğu gibi ocakta da.
Her zamanın haziran olmasını bekleyemeyiz. Ocak da olacak, karakış da.
Enerjinin her türlü varlığı ve yokluğu yaşanacak. Işığın olmadığı günler olacak. Geçmişte oldu, gelecekte de olacak, her şeyin kömür kaldığı, pırlantaların görülmediği. Oyun öyle yazılmış, biliyoruz…
Ve her şeye rağmen, bazı anlar çok güzel olacak. Hangileri olduğunu bilsek de, bilmesek de. Çünkü “Hangi tanrılarsa onlar, şükrederim / ele geçirilemez ruhum benim.” Çünkü günün sonunda ruhumuz hep böyle: “not afraid.”
Place de la Republique’te olmasak da, içimizden de olsa, hep beraber haykıralım: Charlie soy entre los Charlies / En los montes, monte soy…
(Ocak 2015)
* Jose Marti, 1853 – 1895, Küba bağımsızlık hareketinin liderlerinden, Küba ulusal kahramanı, şair.