İçeriğe geç

Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi…

En güzeli kış köşesi! Bana göre tabii. İnsan başka ne zaman sıcak şarap içerek uzun uzun bir şöminenin ateşlerine bakabilir? Süleymaniye’de sıcaktan camları buğulanmış bir kuru fasulyeciye girmenin mutluluğunu başka hangi mevsimde yaşayabilir? Evde oyun geceleri, karda şehir yürüyüşleri, sıcacık bir spadan hiç çıkmamak… İşte kış günleriyle yapılabilecek neşeli, keyifli, lezzetli faaliyetlerden bir demet, bu mevsimi sevmeyenlere bile ilham versin diye!

IMG_9250

Ben  kış mevsimini severim. İlkbaharı sevecek romantizme, sonbaharda beslenecek melankoliye veya yazın serpilecek dişiliğe hiçbir zaman sahip olmadım. Ben kış insanıyım: Kışın doğdum, kışı sevdim. Kendi kendinize, senin hangi mevsimi sevdiğinden bize ne, diye soruyorsunuz herhalde bu aşamada. Doğru bir soru. Benim hangi mevsimi sevdiğimi boşverin de, kışı bu kadar sevdiğim için size –siz derken kış aylarını “geçmesi gereken sıkıntılı bir zaman” olarak algılayanları, yani okurların tahminen yüzde 98’ini kastediyorum–  kışın yapılabilir harika faaliyetler konusunda “içerden” tüyolar verebileceğime yoğunlaşın isterseniz…

  • Karanlık, yağmurlu bir günde arkadaşları çağırıp uzun uzun kağıt oynayın. Çikolatalı kekler yapın, karanfilli çaylarla birlikte ikram edin. Hatta belki televizyonda eski bir film bulur (Casablanca, Uğuldayan Tepeler, Rüzgar Gibi Geçti, vb), hep birlikte onu izlersiniz. Bir de ardından yarışma programı çıkarsa karşınıza, tam eski pazar günleri gibi olur…

Çikolatalı ıslak kek

160 gram iyi kalite sade bitter çikolatayı elle kabaca kırın ve 150 gram tereyağıyla birlikte ufak bir tencereye koyun. Bunu, içi sıcak su dolu daha büyük bir tencerenin içine oturtun ve ocağa koyun. Arada bir karıştırarak çikolatayı eritin. 2/3 bardak toz şeker, 2/3 bardak hafif kavrulmuş, çekilmiş fındık ve 4 yumurta sarısını çikolataya ekleyerek mikserle kısaca çırpın. Karışımı ocaktan alın. İçine 2/3 bardak un, 1 paket vanilya ve 2 çorba kaşığı viski ya da konyak katın ve mikserle karıştırın. 4 yumurtanın oda sıcaklığındaki beyazlarını geniş bir kasede mikserle yüksek hızda çırparak beyaz köpük haline getirin. Bunu da karışıma ekleyip mikserin düşük hızında çırparak homojen hale getirin.

22 – 24 santim çapında yuvarlak kelepçeli kek kalıbının dibine yağlı kağıt yerleştirin, kenarlarını tereyağlayın ve kek karışımını içine dökün. 220-230 dereceye (orta ısının epey üstüne) ısıtılmış fırında 13 ilâ 15 dakika, ortası hâlâ ıslak kalacak şekilde pişirin ve biraz soğuduktan sonra dilimleyerek ılık olarak servis yapın.

  • Bir dağa, karlı bir yere gidin, Uludağ, Kartepe, Erciyes gibi ve karlı tepelere bakarak bir terasta oturup sıcak montunuzun içinde uzun uzun sıcak bir sahlep için. Üstündeki tarçınlı tabaka dudağınıza yapışıp yaksın, çocukluğunuzu ve sahleple bu yüzden bozuşmanızı hatırlayın. Annenize telefon açıp, bak çocukluğumdaki gibi sahlep içiyorum deyin. Sobalar, montunuz ve kış güneşi sayesinde soğuğa karşı kazandığınız zaferin tadını çıkartın.
  • Güzel bir rüzgarlık / yağmurluk takımı edinin ve kapalı, fırtınalı bir günde üşümeyeceğinizden emin olarak Büyükdere ya da Sarıyer sahiline yürüyüşe çıkın. O balıkçı teknelerinin, o martıların, o dalgaların gerçeküstülüğüne şaşırın. Eliniz tutuyorsa kışa ait o değişik ışıkta bir fotoğraf makinasıyla denemeler de yapabilirsiniz. Sonra sahil kenarında bir kahvenin buharlı sıcağında demli bir çay içerek ısınmak üzere tabii.
  • Karda allem edin, kallem edin, bir tramvaya atlayıp Eminönü’ne çıkın. Ayağınızda asla üşümeyeceğinize emin olduğunuz çizmeler olsun. Gerekirse çamurlara bata çıka Tahtakale, Mercan, Sultanhamam, ardından sıcakkanlı Mısır Çarşısı, arkasında hayvan ve bitki pazarları, nereyi istiyorsanız gezin. Aldıklarınızı sırt çantanıza atın, sonra da hava erkenden kararırken Hamdi’de pencere kenarında kebap yiyip yavaş yavaş yanan ışıkları ve ısrarla gidip gelen vapurları izleyin.
  • Evde kendinize bol baharatlı bir yogi çayı demleyin –benim favorim bütün olarak zencefil, karanfil, havlıcan, kakule, karabiber ve tarçın– çayınızı yanınıza alın ve uzun süredir ihmal edilmiş fotoğrafları dökün ortaya. Fotoğraf albümlerini dizip yerleştirin, eski yıllıklara, hatta duruyorsa ortaokul yıllarının anket ve hatıra defterlerine bakın. Eski arkadaşlara, seni andım diyerek telefon açın.
  • Kışın genelde terk edilmiş olan yazlık kasabalardan ya da tatil sitelerinden birinde arkadaşlarınızla melankolik, kısa bir tatil yapın. Gündüzleri kağıt ve tavla oynayın, geceleri şömine etrafında battaniyelere sarınarak için ve korku hikayeleri anlatın. Şömine yakmanın ve ateşle ısınmanın bilmediğiniz yönlerini keşfedin. Gezmeye çıkın ve kış rüzgarında tokatlanan tekneleri izleyin.
  • Evde akşamüzeri sıcak şarap yapın ve DVD’den Angelopoulos filmleri izleyin. Aklınıza Nuri Bilge Ceylan gelecek; onun da siyah beyaz, karlı fotoğraflarına bakın. Web sitesinden de yararlanabilirsiniz, kitabını da bulabilirsiniz.

Glühwein / Glok (sıcak şarap)

3 bardak içme suyunun içine bir tutam karanfil, 2-3 parça zencefil, 2-3 tane kakule (kırılmış olarak), birkaç parça havlıcan, bir tutam tane karabiber, 1-2 çubuk tarçın ve bir portakalın ya da mandalinanın kabuğunu katarak 5 dakika kaynatın. Su koyu bir renk alacak. İçindekilerin hepsini süzüp çıkartın ve atın. Suya yarım bardak toz şeker ekleyin, kısık ateşte karıştırarak eritin. 1 şişe sıradan kırmızı şarabı (kaliteli şaraplar bu muamelede ziyan olacaktır) tencereye ekleyin ve kısık ateşte, kaynatmamaya dikkat ederek ısıtın. Şarap kaynamadığı sürece alkolünü koruyacaktır. İsterseniz sıcak şaraba bir avuç kuru üzüm ve bir avuç beyaz çiğ badem de ekleyin ve kepçeyle seramik fincanlara koyarak servis yapın. Alkolün şekerle birlikte etkisini de unutmayın!

  • Sıcak bir yere seyahat yaparak kemiklerinizi ısıtın, ruhunuzu aydınlatın: Sıcak adalar, Hindistan, Afrika, daha yakınlardan Kıbrıs, Lübnan veya Girit… Kış ortasında güneş almanın, sokaklarda dolaşmanın dayanılmaz güzelliğini yaşayın, herkes karanlıklarda, soğuklardayken yanmaktan mutlu olun. Kendinizi hem ruhen hem fiziken daha sağlıklı hissedin.
  • Yine üşümeyecek ve ıslanmayacak şekilde sağlam giyindiğinize emin olduktan sonra metroyla Taksim’e gidin ve kendinizi İstiklal Caddesi’ne atın. Kestane kebapları veya hakiki sıcak simitleri yerlere döke döke yerken vitrinlere bakın, yeni nesil insanları gözleyin, sokakta dağıtılan gazete ve broşürleri okuyun, geldiği zaman tramvaya atlayın, Tünel’de inip bir kafede sıcak çikolata için ve sonra yürüyerek Robinson Crusoe, Sen Antuan, Balık Pazarı, profiterolcü İnci ve Atlas Pasajı’nı geçerek bir sinemaya girin. Hazır gelmişken ikinci bir filme daha da kalınabilir hani…
  • Kendinize koca bir spa günü hediye edin, hatta uygun bir arkadaşınızı daha kandırıp birlikte keyif yapın. Varsa bir yarım gününüzü, olmazsa iş çıkışı bir akşamınızı buna ayırmak şart! Diyelim Sanda İstinye’de bir masaj randevusu alın – Bali, Tay, kakao, bambu çubuk, dört el, vs. Öncesinde zencefilli çayınızı içerek jakuzide gevşeyin, masaj sonrasında sauna, buhar odası, buz parçaları arasında gidip gelin, nihayetinde yeşil elmanızı ısırarak koca kanepelerde sıcak sıcak ve uzun uzun dinlenin.
  • Kışın en sevilen faaliyetlerinden oyunlar! Evde oyun dekatlonu düzenleyin, tavladan başlayıp kanastaya, brice, ordan monopole ve riske kadar, hatta mikado ve jenga gibi fiziksel oyunları da katarak iflahınız kesilene kadar oynayın. Arada acıkan mideler için ortaya kocaman bir kâse makarna yapın, her şeyiyle doyurucu bir makarna olsun, örneğin taklitlerini utandıracak hakiki Bolonya usulü bir Spagetti Bolonez.

Gerçek Spagetti Bolonez

zeytinyağı, tereyağı

1 soğan, ufak doğranmış

1 büyük havuç, rendelenmiş

yarım kilo yağsız kıyma

1 yudum beyaz şarap

2 kaşık domates salçası

3-4 bardak et suyu

1 paket çiğ krema

tuz, karabiber, kırmızı biber

parmesan peyniri, rendelenmiş

Geniş bir tencerede istediğiniz miktarlarda yağları ısıttıktan sonra önce soğanı karıştırarak kavurun, sonra havucu ekleyip kavurun ve ardından kıymayı tencereye katın. Kaşıkla ezerek orta ateşte kavurun, birkaç dakika sonra rengi tamamen döndüğünde şarabı ekleyip karıştırarak buharlaştırın. Salçayı katın ve kıymaya iyice karıştırın. 3 bardak kadar etsuyunu ekleyip kısık ateşte 1-2 saat kadar pişirin. Sosu arada bir karıştırın ve bol sulu kalacak şekilde gerekirse azar azar etsuyundan ilave edin. Uzun uzun piştikten sonra sosa çiğ kremayı ve baharatı ekleyin, karıştırıp ısıtın ve ateşten alın. Ölçüsünde pişmiş 1-1.5 paket spagettiyi süzdükten sonra sıcak tenceresinde ya da ısıtılmış bir servis kasesinde sosla güzelce karıştırıp 4 ilâ 6 kişiye servis yapın. Herkes de kendi parmesanını isteğine göre kendi tabağına serpsin!

  • Sokaklarda bir kış günü daha geçirme isteğiniz varsa, yine güzelce giyinip, arabanızın varlığını unutup deniz yolunu ve raylı sistemleri kullanarak tarihi şehre doğru yol alıyorsunuz. Hedef Süleymaniye. Süleymaniye Camii’ni ve külliyesini gezebilirsiniz, etraftaki sahafları gezebilirsiniz, arka sokaklarda karşınıza çıkıverecek kuru fasulyeciye sığınabilirsiniz. Elbette Kapalı Çarşı kapılarından biri eninde sonunda karşınıza çıkacaktır, oraya dalarsınız, yeni nesil kilim, keçe, takı, peştemal dükkanlarını gezer, meydanda bir kahve içersiniz. Daha neler neler yaparsınız, bir kere Kapalı Çarşı’ya girdikten sonra…

Ve daha neler neler yaparsınız, orda veya burda, bir kere bu güzelim kış mevsimini sevmeye, soğukların, yağmurların, rüzgarların ve karların sefasını da sürmeye karar verdikten sonra!

(eylül 2010)

Kategori:Hillsider 2006 - 2010