Küçük insanlar, evladım, tehlikelidir. Tehlikelidir çünkü evladım, küçük insanlar zararlıdır. Çevreye, hayata, başka insanlara zararlıdır.
Kendi küçük, sıradan, boş hayatları yüzünden herkesin hayatını öyle sayarlar. Öyle sanarlar. Onlara göre bütün hayatlar sıradan, ufak, gündeliktir. Bir insandan bir Mustafa Kemal, bir Madam Curie, bir Türkan Saylan çıkabileceğini düşünmezler. Düşünemezler.
Zaten onlar Mustafa’yı anlasalar, Kemal’i anlamazlar. Diyelim Kemal’i anlar gibi oldular, Atatürk kısmını hiç kavrayamazlar. Kısıtlılık böyle bir şey evladım, sen bilmezsin, hiç de bilme inşallah. Onlar kendilerini de bir sıradan karınca, bir işçi balarısı sayarlar, daha büyük vizyonları yoktur kendileri için de.
Küçük insanlar, zararlıdır evladım. Muhayyileleri yoktur onların. Bir tek gördüklerini algılar, bir tek ellediklerini bilirler.
Aşağı bakarlar, 5-10 santim bir fazlalık görürler, erkek olduklarını sanarlar. Erkekliğin mertlik, sağlamlık, güvenilirlik olduğunu bilmezler, ıvıra kıvıra her şeyin etrafında dolanır, her fırsatta kabadayılık yapar ve kendilerini daha da güçlü, daha da erkek zannederler. Güç sandıkları her şey ancak kaba kuvvetlerinden gelir. Küçük insan, adam olamaz evladım; adam olmak büyüklük gerektirir.
Aşağı bakarlar, yoldukları bir kutu görürler, kadın olduklarını sanarlar. Kadınlığın kavga dövüşten, fitne fesattan, imza karşılığı bacak açıp ev sahibi olmaktan öte bir şey olduğunu rüyalarında bile göremezler. Kadınlığın sevgi, şevkat, huzur, keyif yaratmak olduğunun, böyle üstün hasletlere doğuştan sahip olduklarının farkında dahi değildirler. Özenle besledikleri özellikleri, kötücül kafaları ve ona hizmet eden çeneleridir. Küçük insan, kadın olamaz evladım; kadın olmak büyüklük gerektirir.
Küçük insanlar bir tek kendilerini bilir, bir tek kendilerini anlarlar evladım. “Öteki” kavramı küçük beyinlerinde oluşmamıştır. Ötekileri ezerler. Ezmeyi çok iyi bilirler, ya sözel şiddetle, ya kaba kuvvetle, ya hak yiyerek illa ki ezerler. Başka bir şey yapmaya güçleri yetmez. Ezmezlerse, anlaşır, eşit olur, paylaşırlarsa kendilerini ezik hissederler. Yapıları öyledir. Anlaşmaya, taviz vermeye, denkliğe müsait değildir. (Bakınız, Erich Fromm: Yaratamayan insan, yok etmek ister…)
Küçük insanların, evladım, utanma duygusu yoktur, yanlış yapmak, utanmak ve yanlışını düzeltmek diye bir kavramları yoktur çünkü utanmayı ayıp sayarlar. Utanacakları yerde efelik, zorbalık, çirkeflik yaparak üste çıkmaktır onların MO’su. İnsanlığın konuşmaktan, anlaşmaktan, alıp verip anlaşmazlığı çözmekten ibaret olduğunu bilmez, sadece üstün olmayı insan olmak sayar, o yüzden ezmek üzerine çalışır kafası.
Küçük insan, değil senin, kendinin değerini bile anlayamaz evladım. Kendini harcamaktan sakınmaz, ne de olsa tek başına değeri sıfırdır, sen ise bu harcamada sadece “ikincil hasar” olursun.
Küçük insanlar, evladım, kendilerini ilkel bir amaç etrafında birikmiş toplulukların dışında, tek başına var edemezler. Türk, Galatasaray taraftarı, Tokatlı, İbrahimgillerden olmazlarsa kendilerini yok sanırlar, bir gruba tutunmak zorundadırlar. Bu küçük, ilkel, kendine kapalı grupların kollektif davranışlarının dışına çıkamazlar. Tek başına hareket hâşâ edemezler, tasdik edilmeme korkusuyla sağa sola bakarak geçirdikleri ufak yaşamlarında.
Küçük insanlar bedbindirler, nikbin olmak onlar için şikayet edecek, kaş çatacak, suç atacak bir durum bulamamak anlamına gelir ki öyle de var olamazlar. Varoluşları bedbinlik üzerine kuruludur. Hodbinlikleriyle bedbinlikleri, birbirini besler.
Geçmişi ve bugünü anlarlar ancak, geleceği anlayamazlar. Tahayyül edemezler. Bol bol geçmişten, bugünden konuşurlar da gelecekte kasılıp kalırlar. Gözle görülmez, elle tutulmaz, henüz de olmamış; o halde gelecek yoktur aslında! Bu yüzden gelecek deyince ya bol keseden atar, mangalda kül bırakmazlar, ya kader kısmet diyerek topu taca çıkarırlar. Bir gelecek yaratma imkanları yoktur.
Küçük insanlar, evladım, büyük hayaller kuramazlar. O yüzden büyük hayatlar da kuramazlar. Kimsenin yapamadığını başarmayı hayal edemezler. Korkarlar. Hayal ederse isteyecek, isterse yapmaya çalışacak, yapamazsa başarısız olacak, başarısız olursa küçük görülecek! (Oysa zaten olabildiğince küçük.) Küçük insan deneyip başaramamak riskini göze almak yerine, denemeden “Ben zaten istemiyorum ki!” diyen zihindir evladım, sen sen ol uzaktan tanı da uzağından geç.
Küçük insanların hayallerinin sınırı, gördükleri küçük yaşamlar kadardır. Bir büyükanne, üç kardeş olan torunları için hayalini şöyle dile getirmiş: “Aynı markette biri kasiyer, biri kasap, biri peynirci olur, oh ne güzel!” Küçük insanlar için her gün gördükleri sıradan hayatlar “yeterli”dir. Daha iyisi, daha güzeli, daha uygarı ve daha mutlusu için uğraşmak gereksizdir.
Küçük insanlar, evladım, tehlikelidir. Tehlikelidir çünkü çevreye, hayata, başka insanlara zararlıdır. Sen onları tanı da, kendi hayrına mümkün olduğunca uzaklarından geç…
(Eylül 2012)