Dünyada bir Nuri Bilge Ceylan var, bir Marguerite Duras var. Kala çiçekleri var, sade, zarif. Alin Taşçıyan güzel röportaj veriyor, gerçek, komik; bir sürü film var dünyada, Hiroşima Sevgilim’den İnce Kırmızı Hat’a kadar. Babel var mesela, Brad Pitt’in ordaki oyunculuğu var insanı soluksuz bırakan. Elif Şafak güzel yazılar yazıyor, mütevazı röportajlar veriyor ekranlarda kendini büyüksemeden. Hala komik olup bayat olmayan insanlar var, Mehtap Erel gibi, Cem Yılmaz gibi. Eleni Karaindrou hala müzik yapıyor, Angelopoulos’un filmleri var, o filmlerin yapılmasını sağlayan bir bakış açısı var bu dünyada var olmuş. Felsefi mobilya dükkanı Stoa ayakta. Çukurcuma’da adı ve reklamı bile olmayan bir ağaç işleri atölyesi var. Apple muhteşem, sade ve fonksiyonel tasarımlar yapıyor. İstanbul’da bile güzel bina inşa edenler var, Kanyon’un arkasındaki “çevreci bina” gibi. Yakup hala en iyi beyaz peyniri veriyor, ucuza kaçmıyor. Bütün reklamlar banal ve sıradan değil, Cornucopia dergisinde mesela özgün ve zevkli, güzel reklamlar var. Bir sürü uyduruk, saçma sapan yiyecek işletmesi de var, çoğunluktalar doğru, ama güzelleri de var, içine yaratıcılık girmiş, düşünce girmiş, cesaret girmiş lokantalar, kafeler de açılıyor tek tük. Özellikle İstanbul bka sararken güzelleşen semtler de var, Kuzguncuk var, Moda var, Galata, Cihangir, Çukurcuma var. Mezbelelik binaları yıkılıp temizlenen, çimlenen yeşillenen, tarihi binaları restore edilen Selçuk var.
Ben kötüyü görmeye meyilli insanım, bana hatırlatma lazım: Bir Toskana vadisi var, her tepesinde ayrı bir güzellik, ayrı bir taş şaheser var. Güzel şarap var, içtiğinde “Oh, dünya varmış,” dediğin. Kalkıp yürümek, yürümek var, bir yeni ay batışı var, dolunay doğuşu var, güneş batarken evlerine doğru uçan tek tek kuşlar var. Nazım Hikmet’in dizeleri hala var, hep var: “Dağlarda tek / tek / ateşler yanıyordu / ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki / şayak kalpaklı adam / nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden / güzel, rahat günlere inanıyordu…” Az ama yine de var, birbirini seven, sayan, çocuklarıyla birlikte mutlu olan aşk dolu aileler. Bazı insanlar güzel espresso yapmayı hala ciddiye alıyorlar. Caffe Nero “Ne olacak canım!” diye sallamayıp servis elemanlarına şahane eğitim veriyor, sadece kahve yapmakta değil, insanın hayatına güzellik katmakta faydalı. Eski bir anı ama insanın yanına gelip, “Çok şıksınız, sadece bunu söylemek istedim,” deyip iyi günler dileyen de var. Kendine topladığı kekikten verirken, “Paraynan olur mu ki?!” diyor teyzeler güneyde. Genç, popüler, beğenilen bir oyuncu olup, “Allah var, demek ki korku yok,” diyecek kadar ışığa ulaşmış insanlar var. Evlerinde kitap görülmeyen gençlerin, çocukların bir dokunuşla kitap okuma, hayatlarını aydınlatma ihtimalleri var.
Var var. Güzel şeyler de var. O kadar da kötü değil aslında. Değil o kadar kötü her şey.
“Bugün hayatımda her şey bütün ve tam. Bugün her şey tam olması gerektiği gibi.” Stanno tutti bene!
(Ocak 2014)