“I did it all for the love and the laughter,” diyor Tracy Chapman. Ben de neler neler yaptım şu hayatımla, o yüzden nerelere kondum, nasıl…
Dağdan, şehirden, bozkırdan anlar...
“I did it all for the love and the laughter,” diyor Tracy Chapman. Ben de neler neler yaptım şu hayatımla, o yüzden nerelere kondum, nasıl…
Ben aslında sanat hakkında yazacaktım. Madrid’de geçirdiğim birkaç saatte koşa koşa Reina Sofia Müzesi’nde Picasso’nun meşhur tablosu Guernica’yı gördüğümü, iyi ki gördüğümü, çarpıldığımı, hayatımda…
Allahım şükürler olsun sana, bu kelimeler şükranımı ifade etmeye yeterli olur mu bilmem. Şükürler olsun ki bu sabah da uyandım, çocuklarına, sevgililerine uyanamayan onca insan…
Yıllar öncesinden, en azından 12 yıl, bir resim. Saçları kısacık kesilmiş, renkli gözlü bir kız, her hafta heyecanla çalıştığım bölüme gelirdi. Hızlı hızlı. Sanki yetişmesi…
Gece kapımı açıp dışarı çıkıyorum. Dışarda köpeklerimden biri ürüyor, baykuşlar uluyor, başka ses yok, uğultu yok. Yasemin kokusu, kurbağalar, bazen köyde konuşarak yürüyen iki kişinin…
Şimdiye kadar anlamını bilmediğim bu kelimeden ve kendisiyle muhatap olup da benim anlayamadığım tüm çevremden özür diliyorum: İnsan ancak yaşayınca anlıyormuş, ne evlerden uzak bir…
Deniz! Deniz deniz kokuyor burası. “Aaah, bazı günler başka güzel oluyor,” diyor kaptan. Kaptan, sıfatının hakkını veren bir adam; herkesin “ucundan acık”, gibi gibi yaşadığı…
…………………………….. olacak şey mi hiç olabilir mi gerçekten insanlarla diğer insanlarla ben bir ve aynı sayılabilir miyim bana her insana yapıldığı gibi muamele yapılabilir mi…
Hepsinin arkasında durmak gerekir. Ayağa kalkmak için birilerinin önünü kapatmayı, omlet yapmak için birkaç yumurta kırmayı göze almak gerekir. Laf uzar gider, kesmeyi bilmek gerekir.…
Müzikle gece, yaz, tarih, yıldız birleşince başka ne oluyor ki zaten? Orda bizi başkalaştırandan farklı bir şey mi, tapınaklarda tapınılan? Çeşme Kalesi’nde bu gece saksofonlar,…